|
abdulhey
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #4 : Nisan 11, 2008, 04:17:27 ÖS » |
|
SOK! KILIC ALI PASA YILAN CIKTI! ATATURK ROPORTAJI!
Atatürk ve Latife Hanım ile ilgili kapsamlı bir araştırma yapan Fatih Bayhan, Ata’nın boşanmasının ardından verdiği tek röportaja ulaştı. 22 Aralık 2007 / 16:20 Ata röportajda, “Ne ana, ne kardeş, ne ahbapla yaşamaktan hoşlandım” diyor.
Atatürk’ün, 29 Ocak 1923’te evlenip, 5 Ağustos 1925’te boşandığı Latife Hanım ile beraberliğinden hep pişman olduğu söylendi. Ancak gerek Atatürk, gerekse Latife Hanım, evliliklerine ilişkin süreç hakkında neredeyse konuşmadı.
O döneme ilişkin kapsamlı bir araştırma yapan ve bu çalışmasını “Latife Hanım’ın Kağıtları” adlı kitapta toplayan araştırmacı yazar Fatih Bayhan, Atatürk’ün boşandıktan sonra Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’ne 10 Nisan 1926 tarihinde verdiği bir röportajı gün yüzüne çıkardı. Ata bu röpörtajdaki sözleriyle boşanma nedenini de açıklıyor.
YALNIZLIĞI SEVİYORUM
Osmanlıca yayınlanan gazetede Atatürk’ün şu ifadelerine yer veriliyor:
“Ben yalnız ve bağımsız olmayı, çocukluktan kurtulduğum günlerden başlayarak, daima tercih etmiş ve sürekli olarak öyle yaşamışımdır. Tuhaf bir halim daha var ki, ne ana, ne kardeş, ne de en yakın akrabamın, kendi tutum ve düşüncelerine göre, bana şu veya bu tavsiye ve nasihatta bulunmasına tahammülüm yoktur.”
Yazar Bayhan’a göre ayrılık süreci, Atatürk’ün 1924 sonbaharında gerçekleştirdiği Anadolu Gezisi ile başlıyor. Gezinin Tokat durağında, Latife Hanım ısrarla Gazi Paşa ile birlikte masadan kalkmak istiyor. Ancak Gazi Mustafa Kemal, masadan kalkmayınca, bu sefer izin isteyerek kendileri için ayrılan odaya tek başına çıkıyor. Latife Hanım, Gazi’yi masadan kaldıramadığı için önemsenmediği düşüncesine kapılıyor. Odada topuklarını uzun süre sert ahşap zemine vurarak, rahatsızlığını belli ediyor. Masadakiler şaşkın.... Gazi Mustafa, yaveri Salih Bozok’a “Bu terbiyesizliği yapan hangi müstahdemdir” diye soruyor. O gece geç saate kadar devam eden yemekli toplantıda Atatürk şu itirafta bulunuyor: “Hayatımda yaptığım hatalardan biri de evlenmektir. Ordular yönettim, Meclisler yönettim, savaşlar yaptım, kazandım ama bir kadını yönetemiyorum...”
KEMAL ÇIĞLIĞI BİTİRDİ!
Latife Hanım, tüm uyarılara karşın Atatürk’ün 1 Ocak 1925 tarihindeki ikinci yurt gezisinde yine pot kırıyor. Konya’da kendilerini karşılayan eşrafı bekletmemek içn trenden inen Atatürk’e trenin penceresinden, “Kemal, Kemal” diye bağırarak geri dönmesini istiyor. 5 Ağustos 1925’te nöbetçi erlerle geç saatte sohbet eden Atatürk’e tepki gösteren Latife Hanım, “Kemal mahalle arkadaşların yetmiyormuş gibi şimdi de nöbetçilerle mi ahbaplık ediyorsun, yeter artık hemen gel buraya” deyince bardağı taşırıyor. Atatürk, aynı gece boşanma kararı alıyor ve bu kararından asla dönmüyor.
LATİFE HANIM: O YILAN BOZDU
Latife Hanım, boşandıktan sonra Time dergisine bir röportaj vererek, Atatürk ile barışmak istediği mesajı veriyor. Bu röportajda Atatürk ile evliliğini aşk evliliği olarak tanımlayan Latife Hanım, Atatürk’ün çevresindeki isimlerden birini “yılan” olarak niteliyor ve boşanmalarına neden olmakla suçluyor:
“Kocamla ben cennet bahçesinde bir kadınla bir erkeğin olabileceği kadar mutluyduk! Ta ki yılan çıkıp gelene kadar... Yılan kim diyeceksiniz. Ancak bu soruya yanıt vermem. Bu benim sırrım ve benimle birlikte mezara gidecek. Dünya şu kadarını bilsin yeterli: Kocam geleceği ile karısı arasında bir seçim yapmasının gerekli olduğuna inandırıldı.!”
Yazar Fatih Bayhan, bu yılanın sanıldığı gibi Fikriye Hanım değil Atatürk’ün yaveri Kılıç Ali olduğuna inanıyor.
Nafaka 50 bin lira
Atatürk, Latife Hanım’ı İzmir’e gönderirken çantasına 50 bin lira para koyuyor. Bu para o tarihte 10 bin adet Cumhuriyet Altını’na eşdeğer. Yani bugünkü değeri ile 1 milyon 240 bin YTL civarında bir rakam. Atatürk bu parayı, Latife Hanım’ın sıkıntı çekmeden geçimini sağlaması için harçlık gibi veriyor.
İkisi de ölene kadar boşanma gerekçeleri konusunda asla gazetelere röportaj vermiyorlar. Ancak Atatürk, 10 Nisan 1926’de Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’ne çok uzun bir röportaj vererek, evlenmenin kendisine uygun olmadığı anlamına gelen yorumlar yapıyor.
Latife Hanım’ın ismi geçmeyen ve üstü örtülü mesajlar veren bu ilginç röportajda Atatürk, kendisini şöyle tanımlıyor:
“Çocukluğumdan beri bir tabiatım vardır, oturduğum evde, ne ana, ne kız kardeş, ne ahbapla bulunmaktan hoşlanmam. Ben yalnız ve bağımsız olmayı, çocukluktan kurtulduğum günlerden başlayarak, daima tercih etmiş ve sürekli olarak öyle yaşamışımdır. Tuhaf bir halim daha var: Ne ana-babam çok erken ölmüş- ne kardeş, ne de en yakın akrabamın, kenndi tutum ve düşüncelerine göre, bana şu veya bu tavsiye ve nasihatta bulunmasına tahammülüm yoktur. Aile arasında yaşayanlar pekala bilirler ki, sağdan soldan, pek saf ve samimi uyarmalardan yakalarını kurtaramazlar. Bu durum karşısınnda, iki davranıştan birini seçmek zorunludur, ya başeğmek ya da uyarı ve öğütleri hiçe saymak... Bence ikisi de doğru değildir. Başeğmek nasıl olur? Başkaldırmak faziletine, iyi niyetine, yüksek kadınlığına inandığım anamın kalbini, görüşlerini altüst etmektir. Bunu doğru bulmam!”
|