|
Captain
|
 |
« Yanıtla #1 : Kasım 04, 2007, 02:03:38 ÖÖ » |
|
B Ö L Ü M 5
KURUCU İKTİDAR Kurucu İktidar: Anayasa yapma ve değistirme iktidarı olarak tanımlanmaktadır. Kurumus İktidar: Kurucu iktidar tarafından yapılan anayasayla kurulan devlet organlarıdır. Devletin baslıca, yasama, yürütme, yargı olmak üzere üç kurulmus organı vardır. 1. Asli Kurucu İktidar A. Asli Kurucu İktidarın Ortaya Çıkıs Halleri 1. Devrim Sosyal, ekonomik, siyasal ve hukuki düzenin bütünüyle ve siddet yoluyla değistirilmesidir. Örnek: 1789 Fransız Devrimi, 1917 Rus Devrimi 2. Hükümet Darbesi Hükümetin, anayasal usuller dısında, siddet yoluyla, birden bire, ama yine yöneticiler arasında el değistirilmesidir. Örnek: 27 Mayıs 1961 ve 12 Eylül 1980 Hükümet darbeleri. ***Hükümet darbesinde, devrimden farklı olarak sadece yöneticiler değisir, siyasal ve sosyal düzende genellikle değisme olmaz. Devrimde halkında katılımı söz konusu iken, hükümet darbelerini çoğunlukla sınırlı sayıda yönetici kesimler ve özellikle askerler yapar. 3. Savas 4. Sömürge Olan Ülkenin Bağımsızlığa Kavusması Sonuç: Asli kurucu iktidar hangi durumda ortaya çıkarsa çıksın, her halükarda bir “hukuk bosluğu” durumunda ortaya çıkmaktadır. Asli kurucu iktidar, önce mevcut bir anayasayı devirerek, bir hukuk bosluğu yaratmakta sonrada yeni bir anayasa yaparak bu bosluğu doldurmaktadır. B. Asli Kurucu İktidarın Sahibi C. Asli Kurucu İktidarın Özellikleri 1. Hukuk Dısılık 2. Sınırsızlık D. Asli Kurucu İktidarın Biçimleri: Anayasa Yapma Usulleri Anayasa Yapma Usulleri Monokratik Usuller Demokratik Usuller Ferman Misak Kurucu Meclis Kurucu Referandum 1. Monokratik Usuller a) Ferman Ferman usulüyle yapılan anayasalar hükümdarın tek taraflı iradesinin ürünüdür. Hükümdar tebaasına bir anayasa vermeye karar verinceye kadar tam anlamıyla mutlak ve sınırsız bir iktidara sahiptir. Ferman tek taraflı bir islem olarak bağlayıcı değildir. Örnek: 1848 Đtalyan Anayasası, 1889 Japon Anayasası bizde de 1876 Kanunu-u Esasi ferman usulüyle hazırlanmıstır.
b) Misak Misak usulünde, ferman usulünün aksine, hükümdarın iradesinin karsısında ona kendisini kabul ettirebilen bir temsili organ yâda meclis vardır. Kısaca artık, monarkın iradesine eklenen bir baska irade söz konusudur. Burada, hükümdarla onun karsısında olanlar arasında bir pazarlık, bir uzlasma vardır. Bu nedenle misak hükümdarın tek yanlı bir islemi değil, iki yanlı bir islemdir. Özetle misak, hükümdar ile karsısındakiler arasında yapılan bir anlasma, bir sözlesme, bir akittir. Misak fermanın aksine bağlayıcı bir nitelik tasır. Örnek: 1215 Magna Carta Libertatum, 1689 Bill of Rights bizden 1808 tarihli Sened-i Đttifak. 2. Demokratik Usuller Anayasa yapmanın bir de demokratik usulleri vardır. Zira teorik olarak demokrasilerde egemenlik bir kisiye değil, halka ve millete aittir. Egemenlik millete aitse anayasa kurucu meclis, halka aitse kurucu referandum usulüyle yapılacaktır. a) Kurucu Meclis Konvansiyon veya kurucu meclis, anayasayı yapmak üzere halk tarafından seçilmis özel bir meclis demektir. Görevleri bakımından kurucu meclislerin, “Fransız” ve “Amerikan” olmak üzere iki tipi vardır. b) Kurucu Referandum Kurucu referandum usulünün teorik temelini halk egemenliği ilkesi olusturmaktadır. Kurum pratikte, yarı-doğrudan doğruya demokrasi araçlarından biri olan referandumun anayasaların kabulüne uygulanmasından ibarettir. Genel Asli Kurucu Đktidar Tanımı: Hukuk dısı, sınırsız, sahibi hukuken belirlenemeyen, hukuk bosluğu ortamında beliren, monokratik veya demokratik biçimleri olan, yeni bir anayasa yapma iktidarıdır. 2. Tali Kurucu Đktidar Bir anayasayı yine o anayasada öngörülmüs usullerle değistirme iktidarı olarak tanımlanabilir. A. Tali Kurucu Đktidarın Gerekliliği B. Tali Kurucu Đktidarın Özellikleri 1. Tali Kurucu Đktidar Hukuki Nitelikte Bir Đktidardır. Tali kurucu iktidarın kim tarafından hangi usuller dâhilinde kullanılacağını tespit eden hukuk kuralları vardır ki, bu kurallar bizzat anayasa tarafından konulmuslardır. 2. Tali Kurucu Đktidar Sınırlı Bir Đktidardır. Tali kurucu iktidar bizzat anayasa tarafından kurulduğuna göre, bu iktidarın yine anayasa tarafından sınırlandırılması her zaman mümkündür. Gerçekten de anayasalara bakıldığında anayasaların tali kurucu iktidar için bir takım sınırlar belirledikleri görülmektedir. Bu sınıflar; a) Đçeriksel ( Maddi ) Sınırlar Birçok anayasa bazı hükümlerinin değistirilmesini bizzat yasaklamıslardır. b) Zamansal Sınırlar Bazı anayasalarda tali kurucu iktidarın anayasayı değistirmesini anayasanın kabul edilmesinden itibaren belli bir süre geçmedikçe yasaklamıslardır. c) Biçimsel Sınırlar Katı anayasaların hemen hepsi kendi değistirilis usullerini ayrıntılarıyla tespit etmektedirler. Tespit edilen bu usuller, tali kurucu iktidarın biçimsel sınırlarını olusturmaktadır. C. Tali Kurucu Đktidarın Sahibi D. Tali Kurucu Đktidarın Biçimleri: Anayasayı Değistirme Usulleri 1. Teklif Safhası 2. Karar Safhası 3. Onay Safhası a) Onay Yetkisinin Devlet Baskanına Verilmesi 1. Geciktirici Veto 2. Güçlestirici Veto 3. Mutlak veto b) Onay Yetkisini Halka Verilmesi 1. Mecburi Halk Oylaması 2. Đhtiyari ( isteğe bağlı ) Halkoylaması Tablo: Asli Kurucu Đktidar --Tali Kurucu Đktidar Karsılastırılması ASLĐ KURUCU ĐKTĐDAR TALĐ KURUCU ĐKTĐDAR Konusu Yeni Bir Anayasa Yapma Mevcut Anayasada Değisiklik Ortaya Çıkıs Halleri Devrim, Hükümet Darbesi, Savas vs. Normal Dönemler Sahibi Fiilen En Güçlü Olan Anayasanın Yetki Verdiği Organlar Hukuki Niteliği Hukuk-dısıdır Hukukidir Sınırlılık Özelliği Sınırsızdır Sınırlıdır Biçimleri ( Usulleri ) Önceden Belirlenemez Anayasa Tarafından Belirlenen Usuller
B Ö L Ü M 6 DEVLET KAVRAMI Devlet Kavramı: Belirli bir ülke üzerinde yasayan, üstün bir iktidara tabi olan teskilatlanmıs insan topluluğunun meydana getirdiği devamlı ve hukukun kendisine kisilik tanıdığı bir varlıktır. 1. Devletin Unsurları: Millet, Ülke, Egemenlik A. Đnsan Topluluğu: Millet Birbirlerine birtakım bağlarla bağlanmıs insanlardan olusmus topluluğa “millet” deriz. 1. Objektif Millet Anlayısı Objektif anlayısa göre, millet bir takım objektif bağlanmıs insanların olusturduğu topluluktur. Bu bağlar maddi, yani elle tutulur, gözle görülür, kısacası bes duyuyla hissedilir niteliktedir. Örnek: a) Irk Birliği b) Dil Birliği c) Din Birliği 2. Sübjektif Millet Anlayısı Sübjektif millet anlayısına göre, milleti olusturan insanlar birbirine sübjektif, yani elle tutulamayan, gözle görülmeyen nitelikte olan bağlarla da bağlanabilir. Bu bağlar, manevi niteliktedir; birtakım duygu ve düsüncelerden olusur. B. Devletin Toprak Unsuru: Ülke Ülke, devletin egemenliğine tabi olan ve üzerinde milletin yerlesmis olduğu “üç boyutlu maddi çevre” dir. Ülkenin Kısımları a) Kara Sahası b) Su Sahası c) Hava Sahası C. Devletin Đktidar Unsuru: Egemenlik 1. Egemenliğin Değisik Anlamları Egemenlik kavramı ortaya atıldığı zamanlardan günümüze kadar değisik anlamlarda kurulmustur. Egemenlik Dıs Egemenlik ( Bağımsızlık ) Đç Egemenlik Devletlerin Esit Egemenliği Đçislerine Karısma Kendisi ( Đçeriği ) ( Kanun Yapmak, Savas Veya Barıs Đlan Etmek, Yargılama Yapmak, Para Basmak, Vergi Toplamak, vs. ) Niteliği ( Asli, En Üstün, Sınırsız, Bölünmez, Devredilmez Đktidar) a) Dıs Egemenlik Devletin diğer devletlerden asağı konumda olması, baska devletlere tabi bulunmaması ve dıs iliskilerinde diğer devletlerle esit olmamasıdır. Devletlerin bağımsızlığı ilkesinin 1. Devletlerin Egemen Esitliği Uluslararası hukuk bakımından bütün devletlerin aynı hukuksal statüye sahip oldukları anlamına gelir. 2. Đçislerine Karısmama Đlkesi Milletler Cemiyeti Sözlesmesiyle tanınmıstır. Keza, Bu ilke Birlesmis Milletler Genel Kurulunun 21 Aralık 1965 tarih ve 2131 sayılı kararıyla da kabul edilmistir. b) Đç Egemenlik Devletin kendi ülkesi içinde söz konusu olan egemenliğidir. Đç egemenlik de kendi içinde; 1. Devlet iktidarının kendisini, yani içeriğini açıkçası kapsadığı yetkileri ifade etmek için kullanılır. 2.Devlet iktidarının kendisini değil bu iktidarın bazı niteliklerini belirtir. Egemen Đktidarın Baslıca Nitelikleri 1. Asli bir iktidardır. 2. Bir baska iktidardan türememistir. 3. En üstün iktidardır. 4. Sınırsız bir iktidardır. 5. Tek ve bölünmez bir bütündür. 6. Devir ve ferağ edilemez. Devletin Devamlılığı Đlkesi Devlet içinde, hükümetlerin, siyasal rejimlerin değismesiyle devlet değismez. Devletin devamlılığı ilkesinin baslıca üç sonucu vardır: 1. Antlasmaların Devamlılığı 2. Hukukun Devamlılığı 3. Borçların Devamlılığı 2. Egemenlik Teorileri Egemenlik Teorileri Teokratik Teoriler Demokratik Teoriler Doğaüstü Đlâhi Hukuk Doktrini Providansiyel Đlâhi Hukuk Doktrini Millî Egemenlik Teorisi Halk Egemenliği Teorisi 2. Devletin Kökeni Hakkındaki Teoriler 1. Aile Teorisi Bu teoriye göre devlet, ailenin zamanla büyümesi ve aynı kandan gelen ailelerin birlesmesiyle meydana gelmistir. Aile gens (genis aile, sülale) trübü (boy, kabile, asiretler) Devlet 2. Biyolojik Teori (Organizmacı Teori) Bu teoriye göre devlet tabii ve biyolojik kanunlara göre, diğer canlı yaratıklar gibi kendiliğinden meydana gelen, büyüyen, gelisen ve zamanla yok olan bir organizmadır. Đnsan vücudunun organ ve fonksiyonlarına tekabül eden organ ve fonksiyonlar aynen devlette de vardır. Örneğin; insandaki beslenme devletteki üretimdir. Đnsan vücudundaki dolasan kanın devletteki karsılığı mal ve esya dolasımıdır. 3. Kuvvet ve Mücadele Teorisi Bu teoriye göre devlet güçlüler ile zayıflar arasındaki mücadeleden doğmustur. Devlet, güçlülerin zayıflar üzerinde zorla kurdukları bir baskı teskilatıdır. Bu teskilat sayesinde, güçlüler zayıfları sömürmeye devam etmektedir. Hukuk da, bu baskı ve sömürgeye çanak tutmaktadır. 4. Ekonomik Teori: Marksizm Bu teoriye göre devlet, ekonomik olayların sosyal ve siyasi olaylara hâkim olmaları sonucu meydana gelmistir. Ekonomik teorinin en önemli savunucusu Karl Marx’tır. Marksist teori, “üst yapı” ve “alt yapı” kurumları arasında ayrım yapar. Üst yapıyı alt yapı belirler. Alt yapıda “üretim biçimleri” bulunur. Devlet ise bir “üst yapı” kurumudur. O halde devlet, üretim biçimleri tarafından belirlenmektedir. 5. Devletin Kaynağını Đnsan Aklına ve Đradesine Dayandıran Teori: Sosyal Sözlesme Teorisi Bu teori, Thomas Hobbes, John Locke, Jean-Jacques Rousseau tarafından savunulmustur. Bu yazarlara göre, insanlar devletin olusmasından önce “tabiat hali” denilen bir dönemde yasıyorlardı. Bu dönemde bir sey oldu, insanlar bu dönemden çıkmaya kendi akıl ve iradeleriyle karar verdiler. Đnsanlar bu dönemden sonra kendi aralarında bir sözlesme yaptılar. Bu sözlesmeye “sosyal sözlesme” denir. Đste devletin temelinde bu sözlesme yatar. a) Thomas Hobbes Ünlü Đngiliz düsünürü Thomas Hobbes, devletin olusmasından önceki dönemde, yani doğal yasam döneminde, kavga, savas, didisme vardı. Bu dönemde insan insanın kurdu idi. Bu dönemde herkesin herkesle savası vardı. Böyle bir dönemde ilerleme olmuyordu. Bu kargasadan bıkan insanlar, düzeni ve barısı sağlamak için kendi aralarında anlastılar ve bir sözlesme yaptılar. Bu sözlesmeyle kendi özgürlüklerini Leviathan’a ( Devlet ) devrettiler. Đste Hobbes’a göre devlet, doğal yasam halinde bulunan insanların düzen sağlamak için kendi aralarında yaptıkları bu “sosyal sözlesme”den doğmustur. Leviathan’ın tek görevi düzen sağlamaktır. Dolayısıyla Hobbes’un devlet anlayısı özgürlükçü değil, otoriterdir. b) John Locke Đngiliz düsünürü John Locke’a göre de devletin ortaya çıkmasından önceki dönemde, insanlar arasında barıs ve özgürlük vardı. Đnsanlar mutlu bir yasam sürüyorlardı. Bununla birlikte, doğal yasam döneminde suçluların cezalandırılmasında sorun ortaya çıkıyordu. Kural olarak suç isleyeni cezalandıracak herhangi bir kurum yoktu. Đste bu sakıncayı ortadan kaldırmak için insanlar kendi aralarında bir sözlesme yaparak sahip oldukları cezalandırma haklarından vazgeçtiler. Bu anlasmayla insanlar tabii toplum halinden siyasi toplum haline geçtiler. Đste, devletin kaynağında insanların cezalandırma haklarının devri konusunda yaptıkları bu sözlesme yatmaktadır. c) Jean-Jacques Rousseau Cenevre vatandası ünlü filozof Jean- Jacques Rousseau’ya göre de, doğal yasmada insanlar arasında esitlik, barıs ve mutluluk vardı. Ancak bu dönemde insanlar artan ihtiyaçlarını karsılamak için çalısmaya basladılar. Tarım topraklarının ve madenlerin islenmesi özel mülkiyeti doğurdu. Özel mülkiyetin ortaya çıkmasıyla, insanlar arasındaki esitlik bozuldu. Esitliğin bozulmasıyla de insanların arasındaki barıs ve mutluluğun yerini kavga ve didisme aldı. Bu kargasaya bir son vermek, güven duygusunu yeniden tesis etmek için bir araya gelip bir “sosyal sözlesme” yapmıslardır; bu sözlesmeyle birleserek sosyal bir heyet, kendi kisiliklerinin dısında kolektif bir varlık meydana getirmislerdir. Đste bu varlık devlettir. Rousseau, bu sosyal sözlesmeyle olusa iradeye de “genel irade” diyor. Hobbes, Locke ve Rousseau Arasında Karsılastırma Hobbes Locke Rousseau Doğal Yasam Kavga Var. Barıs ve Özgürlük Var Sözlesmenin Konusu Özgürlüklerin Leviathan’a Devri Cezalandırma Hakkının Devlete Devri Devletin Taahhüdü Güvenlik Ve Düzen Sağlama Suçluları Cezalandırmak, Adaleti Gerçeklestirmek Devlet Anlayısı Otoriter Özgürlükçü Barıs, esitlik var. Özel mülkiyetin ortaya çıkmasıyla esitlik bozuluyor. Güveni temin etmek için bireyler, sözleserek, “genel irade”yi olusturuyorlar. Đnsanlar, özgürlüklerinden vazgeçmis olmuyorlar; ama genel iradeye tabiler. Azınlık hakları yoktur Devletin Kökenini hakkında Teoriler Konusunda Değerlendirme Bu teorilerin hepsinin elestirilebilecek birçok yönünün olduğunu ve gerçeklerle uyusmadığını söyleyebiliriz. Bununla birlikte bu teorilerden hepsi devlet kökeni sorununun bir yönüne ısık tutmaktadır. O nedenle, bu teorilerin bilinmesinde devlet olgusunu anlayabilmek bakımından yarar vardır.
|